M.Ö. 7. yüzyıldan itibaren, kendine özgü amforalarla, Batı Akdeniz kıyılarından Karadeniz kıyılarına kadar geniş bir coğrafyada talep gören şaraplar, mikro kliması ve toprakları bağcılığa çok elverişli İon kenti Klazomenai’nin (Urla) ürünüydü.

Avrupa, bağlarını floksera talan ettiğinde şarabını yine bu bölgeden alıyordu. Daha sonra mübadele ile bölgeye yerleşen halk şarapçılığı bilmediğinden, bağların yerini tütün, arpa ve buğday tarlaları aldı.

Urla Şarapçılık, kendi kontrollü bağlarında geleneksel ve modern yaklaşımları harmanlayarak Klazomenai’nin kaybettiği itibarını geri kazandırma iddiasıyla yola çıktı.